Ocak 15, 2007 - O...
En çok neyi duyuyorsanız kendinizde
O'dur sizi ayakta tutan...
bütün çirkinliğine rağmen hayata iten...
yaşamağa zorlayan...
sevinci, hüznü farkettirip
gülümseten ya da ağlatan O'dur...
En çok O'dur sizi hırpalayan...
çünkü en çok O düşürür sizi yollara, kavgalara
en çok O'dur sizi yoran, yaralayan
ama gene O dindirir yorgunluğunuzu
ve yalnızca O'dur yaralarınızı sağaltan...
tutunulamayacak,
sizi boşluklarda taşıyamayacak kadar güçsüz ve kuru dallarınızı
kırıp, toplayıp...
içinizde sönmek üzere olan o köze atıp, üfleyip
ateşinizi yeniden canlandıran...
düşmemeniz, üşümemeniz için en çok çırpınan O'dur...
sizi en çok anlayan O'dur...
siz O'nu anlayamasanızda...
bilir kendisinin sizinle anlam kazandığını
bilir ki varlığını size borçludur.
siz O'nun farkında olmasanızda
O hep sizin için çırpınır durur...
O sizinle mutludur...
siz mutluluğu başka yerlerde arasanızda...
O sabırla bekler sizi ve bilir...
insanın yürüyebileceği en uzun yol,
O'na giden yoldur...
''bu da O'nun hikayesi ama henüz bitmedi... biteceğede benzemiyor ''
|