sokak lambası - Blogcu




sokak lambası

Nisan 7, 2007 - bir elma..

O elinde tuttuğun elma

hiç görmediğin bir ağaçtan

hiç bilmediğin biri tarafından

senin için koparılmıştır...

O elmaya kim bilir sana gelinceye kadar

kaç göz kaç nefis kaç el dokunmuş

hepsinden kurtulmuş

nice yağmurlara rüzgarlara direnmiş

kim bilir

ne kadar yol kat etmiş

ve sonunda kendini varlığının tek nedeni olan

senin ellerinde bulmuştur...

onu kendine

kendinide ona

kutsal bir ödül gibi sun...

onunda sen gibi bütün güzelliği

tadında ve kokusundadır...

tıpkı onun kendini senle paylaştığı gibi

herşeyinle

kendini onunla paylaş...

herşey birşeylerin mutluluğu için vardır

ve

unutma ondan alacağın haz

ona vereceğin kadardır...

 

altı üstü bir elma diyeceksin

haklısın haklı olmasına da asıl güzelliğide orada işte

 bir elma.

tıpkı bir gün gibi uzun bir ömürde...

belki çok basit ama

her günü uzun bir yoldan sonra

sana ulaşmış bir elma say.

-bir elmayı ikinci kez yiyemezsin unutma...

 

Bağlantı

Ocak 28, 2007 - m/r

araçları

amaç edinenler...

amaçlara

araç

edilirler...

 

 

 

not:

bu söz  sadece Hrant Dink cinayetiyle değil yurdumuzda genellikle yapılan bir hatayla ilintili kısa bir düşünce kendimce... benden şimdilik bu kadar...  benimle paylaştığınız zamanlarınız ve düşünceleriniz için hepinize teşekkür ediyorum... bir daha ne zaman gelirim bilmiyorum... yeni eklentiler yapmadığımı görüp merak edenler için bu uyarım... neyse.. kendinize iyi bakın...  sevgiyle ve sağlıcakla kalın...

ve bütün güzel doğru iyi  şiirlerin kendinizde olduğunu unutmayın... dil bilmek gerek sadece... hoşca kalın...

Bağlantı

Ocak 15, 2007 - O...

En çok neyi duyuyorsanız kendinizde

O'dur sizi ayakta tutan...

bütün çirkinliğine rağmen hayata iten...

yaşamağa zorlayan...

sevinci, hüznü farkettirip

gülümseten ya da ağlatan O'dur...

 

En çok O'dur sizi hırpalayan...

çünkü en çok O düşürür sizi yollara, kavgalara

en çok O'dur sizi yoran, yaralayan

ama gene O dindirir yorgunluğunuzu

ve yalnızca O'dur yaralarınızı sağaltan...

 

tutunulamayacak,

sizi boşluklarda taşıyamayacak kadar güçsüz ve kuru dallarınızı

 kırıp, toplayıp...

içinizde sönmek üzere olan o köze atıp, üfleyip

ateşinizi yeniden canlandıran...

düşmemeniz, üşümemeniz için en çok çırpınan O'dur...

 

sizi en çok anlayan O'dur...

siz O'nu anlayamasanızda...

bilir kendisinin sizinle anlam kazandığını

bilir ki varlığını size borçludur.

siz O'nun farkında olmasanızda

O hep sizin için çırpınır durur...

O sizinle mutludur...

siz mutluluğu başka yerlerde arasanızda...

 

O sabırla bekler sizi ve bilir...

 

insanın yürüyebileceği en uzun yol,

O'na giden yoldur...

 

 

 

                       ''bu da O'nun hikayesi ama henüz bitmedi... biteceğede benzemiyor ''

 

Bağlantı

Ocak 15, 2007 - madenci

soba da yanan kömür değil,

odanızı ısıtan...

yorgun bir madencinin türküsüdür

toprağın altında

aşkla yazılan...

 

 

 

Bağlantı

Ocak 7, 2007 - bil

eşe eşe toprağı
aşa aşa dağları
okyanusu arayan iki ırmağız senle..
ama onca sağnakla
yeterince bulanmışız...
karışınca sularımız
belki durulacağız
bulanacağız belki de...
bil bu gerçeği sende
ya bırakalım
kendimizi birbirimize
yada

farklı yönler çizelim kendimize...

Bağlantı

Ocak 5, 2007 - Biz-Onlar

      Bizonlar yaşamaları için en elverişli toprakların karşıda olduğunu biliyorlardı. Şimdi hepsi o tehlikeli nehrin kıyısında durmuş, karşıya o uzak gibi görünen ama gidebilecekleri yemyeşil uçsuz bucaksız alanlara bakıyorlardı.. geriye, o kurak topraklara dönemezlerdi. hiç birinin tek başına göze alamadığı ölüm tehlikesine rağmen o kurak topraklarda sürüce ölmemek için geçmek zorundaydılar o nehri
      Yan yana nehrin kıyısında bekledikleri sırada, aç timsahların bakışları arasında önce biri atladı nehre ve yüzmeğe başladı.. timsahlar harekete geçtiklerinde nehirdeki bizonların sayısı artmıştı. Sonra hepsi nehri ikiye bölen başka bir nehir gibi timsahların gözlerinin önünden sürü halinde akmağa başladılar o yırtıcı aç yaratıklar hangisine saldıracaklarını şaşırmışlardı önce yaklaşıp saldırıya geçiyor arkadan gelen bizonların çarpmasıyla geri çekiliyor sonra tekrar saldırıyor aynı şekilde tekrar geri çekiliyorlardı sürüden kopan, olması gereken yerde durmayan ve suyun da etkisiyle sürüklenip akıntıya kapılan zayıf bir bizonu yakalayabilmişlerdi nihayet timsahlar yakaladıkları avla meşgulken yüzlerce bizon da nehri geçmişti zayıf bir bizonun yakalanışı belki biraz daha kolaylaştırmıştı işlerini ama gerçekte o tehlikeyi hep beraber göze almalarıydı nehri geçmelerini sağlayan..

Ve biz insanlar
Yani bütün canlıların en mükemmeli diye adlandırılan bizler.. doğada varolan bu başarı sırlarını sadece bilmek ve seyretmekle yetiniyoruz.. zorluklara tehlikelere karşı milyonlarcayız ama tek başımıza.. el ele vermeği beceremiyoruz ve bütün tehlikeli nehirlerin kıyısında hep sıranın bize gelmesini bekliyoruz.. çünkü bizler o nehirlere teker teker giriyoruz.. ve işte bu yüzden çoğu tehlikeyi kötülükleri zorlukları yenemediğimiz gibi daha da büyümelerine neden oluyoruz ...

 

     'sana dokunmayan yılan bin yıl yaşarsa, sana da dokunacaktır eninde sonunda...'

Bağlantı

Aralık 31, 2006 - !

insan;

insanlığı önplanda tutuyorsa, 

ihtiyaçlarından...

ihtiyaçları önplanda tutuyorsa, insanlığından

vazgeçecektir...

Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
HOŞ GELDİNİZ

gölgelerinize bakmağı ihmal etmeyin

sokak lambası

Son Yazılarım

bir elma..
m/r
O...
madenci
bil
Biz-Onlar
!
çuklata
öylesine
...